Yazıları

ŞİİR UCUZLATILMAK İSTENİYOR[i]

"Dize ve Şiir" başlıklı bir yazımda şöyle demiştim: "Bugün dize bir sözcük, hece, harf olabilir; şairin çizdiği belirli veya belirsiz bir nesne resmi bile olabilir. Demek ki dize sonuna dek görselleşip okunmaz ve söylenmez olabilir. (Ama şiir sonuna dek görselleşemez; görselleşirse resim olur.)" (Evrensel Kültür, Sayı 48, Aralık '95.)[ii]

Mustafa Durak'ın Yeni Biçem'deki yazısını okurken anımsadım bu sözlerimi. Durak yazısında Tarık Günersel'in "F Klavyeye Saygı" adlı şiirini (?) şöyle anlatıyor: "Bu şiir, on bir yan yana 'f' bir boşluk üç yanyana 'f', bir boşluk iki 'f', bir boşluk tek 'f', bir boşluk tek 'f', bir boşluk tek 'f', iki boşluk tek 'f' ve üç boşluk tek 'f', dört boşluk tek 'f' ve iki kez: Beş boşluktan sonra tek 'f'lik iki dize." Vb., vb. (Mustafa Durak, "Tarık Günersel'in Üç Somut Şiiri Üzerine", Yeni Biçem, Sayı 58, Şubat 1998.)

Durak, salt harflerden oluşmuş dizelerle her nasılsa dişiliği simgeleyen üçgenler çizildiği için "somut şiir" dediği bu şiiri şöyle yorumluyor: "Bu şiir ... 'f' klavyeli daktilosu ile şairin arasındaki ilişkinin somutlanışı. ... 'f' harfi başrol oyuncusudur. Harflerin kraliçesidir. Kraliçe diyorum, zira makineyi temsil ediyor ve makine sözcüğü Fransızca'da dişildir. ... Şairin makineyle ilişkisi gücül cinsel ilişkiye ya da başka temsili ilişkiye dönüşür. Ve yazan/yazılan, alet/kullanan ilişkisine, giderek vuran/vurulan sözcükleşmesine geliriz. Vuran şair 'f'ye vurmaktadır. 'f' vurulan, cinsel ilişkiye geçilendir. Düzülendir." Vb., vb.

Kırk yıl düşünsem o şiiri (?) böyle yorumlayamam. Günersel, şiirlerini Durak gibi özgün yorumcular için yazıyor olmalı.

Anısı güzel Metin Altıok belki de ressamlığının dürtüsüyle "hesap işi şiirler" yazdı; o şiirlerde dizeleri öyle düzenledi ki kabaca birtakım nesneler resmetti. Tarık Günersel bu işi harflerle ve rakamlarla yapmaya kalkmış görünüyor. Bir günlüğümde "Öyle görünüyor ki şiirde güzele ulaşmada biçim özden ağır basabilir" gibi bir yargıya varmıştım; ama anladığım biçim yukarıdaki gibi görsel ve ilkel bir biçim değildi.

Bence Tarık Günersel ve Mustafa Durak, Hurufiliği incelemiş değiller. Yaptıkları işin Hurufiliğe oranla ne denli dayanaksız ve kaba olduğunu bilselerdi bir "somut şiir tekkesi" kurmaya kalkmazlardı.

Günümüzde dize bir harf veya bir harf dize olabilirse de, tümüyle harflerden ve rakamlardan oluşmuş dizelerle şiir kurulamaz. Şiir, nesnesi dil olan yaratılardandır. Dilsiz şiir olmaz. Günersel'in sunduğu, Durak'ın da yorumladığı örnekler "somut" veya şöyle veya böyle şiir değildir. Günersel'in sözde şiirinin dille, daha doğrusu yazı diliyle biricik ilişkisi yalnız harfleri ve rakamları kullanmasıdır. Bu ilişki, şiir kurmaya yetmez. Şiir bu denli ucuzlarsa tükenmiş olur.

Ülkemizde parmağını kımıldatmadan trilyonlar kazanan kişiler, asgari denen sözde ücretle bütün gün kölelik edenler; beslenip giyinmeleri tümüyle çöplüklere bağlı işsizler; vb., vb. var. Yazın alanında Günersellerin ve Durakların varlığı bu kara çelişkilere ters düşmüyor...


i Ragıp Gelencik, "Şiir Ucuzlatılmak İsteniyor", Değintiler, Evrensel Kültür (dergi), sayı 75, Mart 1998, s. 48.

Evrensel Kültür'ün anılan sayısında, iki "değinti" yer alıyor; buraya aktardığımız birincisi. Sonrakini ("Enflasyonlu Düşünceler") okumak için buraya tıklayınız.

ii Bkz.: Ragıp Gelencik, "Dize ve Şiir", Evrensel Kültür (dergi), sayı 48, Aralık 1995, s. 22-23. (Yazıyı okumak için buraya tıklayınız.)